Hakkımızda
BASIN, YAYIN VE KÜLTÜR
BASINDA VAKFIMIZ
ANKARA YENİMAHALLE GAZETESİ NDE 17-25 EYLÜL 2015 TARİHİ VE 4 SAYFA HABERİ;
BAŞKENT’TEN AVRUPA’YA ENGELLİLER İÇİN EĞİTİM KÖPRÜSÜ
Bayram KOCAMAN(Başkent Vakfı Başkanı) / ANKARA
Avrupa Birliği’ne üye ve aday ülkelerin mesleki eğitime yönelik politikalarını desteklemek ve geliştirmek amacı ile yürütülen Avrupa Birliği Erasmus+ (Mesleki Eğitim) programı kapsamında; BAŞKENT MESLEKİ EĞİTİM VAKFI tarafından 2014 proje teklif döneminde sunulan “Özel eğitimde; Engelliler için mesleki eğitim yöntemleri , öğrenme ve öğretme metotları” İsimliproje, Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı(Ulusal Ajans), tarafından desteklenmiştir.
Proje Kapsamında; Ankara ve Konya İllerinde engelli bireylere mesleki eğitim ve rehabilitasyon hizmeti veren Mesleki Eğitim ve Halk eğitim Merkezi, Özel eğitim kurumları ve engelli dernekleri temsilcilerinin katılımcı olarak; Avrupa Birliği Üye ve Aday Ülkelerde engelli bireylere eğitim veren örgün-yaygın özel eğitim ve mesleki eğitim kurumlarına teknik ziyaretler gerçekleştirilecektir.
Hazırlanan proje ile Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin ilgi ve yeteneklerini en iyi şekilde kullanmasını sağlayacak yöntemler, topluma ve istihdama katılımlarının sağlanmasını kolaylaştırmak amacı ile yaygın eğitim kapsamında yapılan iyi uygulamaların incelenmesi ve öğretmenlerimizin yeterliliklerinin arttırılması sağlanacaktır.
Bu amaç doğrultusunda; 28 Kişilik öğretmen, usta öğretici ve STK temsilcilerinin katılımıyla ALMANYA, İSVEÇ VE İSPANYA’ya 2 Haftalık Eğitim ve Teknik gezi ziyaretinde bulunulmuştur.
Başkent Vakfı’nın Organize edilecek bu inceleme ziyaretine katılan tüm katılımcıların masrafları, Ulusal Ajans tarafından sağlanan Hibe ile karşılanacaktır.
PROJE SAHİBİNİ Temsilen Vakıf Başkanı Sayın Bayram KOCAMAN:
Bölgemizde hayat boyu öğrenme kapsamında özel eğitim ihtiyacı bulunan engelli bireylerin Mesleki eğitime dahil edilmesi, yaygın eğitim kapsamında bu kişilerin bir taraftan rehabilite edilirken diğer tarafta iş hayatına hazırlanması faaliyetlerinin yaygınlaştırılması misyonu için çalışan, BAŞKENT MESLEKİ EĞİTİM VAKFI Öncülüğünde 2014 Yılında Avrupa Birliği Ulusal Ajansına Sunulan Projemiz;
Ülkemizde azımsanmayacak sayıda kaynaştırma öğrencisi (e-okul verilerine göre %7,2) ve bununla orantılı olarak da kaynaştırma öğrenci aileleri vardır. Kaynaştırma öğrencilerinin meslek seçim süreçlerinde aileleri ile birlikte hareket etmeleri ve engelli vatandaşların yaygın eğitim kurumlarında mesleki eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılarak istihdamlarının kolaylaştırılmasına yardımcı olacaktır. Projemiz, Özel Eğitim/mesleki eğitim faaliyetlerinde aktif olabilecek öğretmen ve usta öğreticilerin yeterlilikleri ve sayısını bölgesel olarak artacaktır.
YAYIN VE KÜLTÜR
GENEL KÜLTÜR VE TECRÜBELERDEN BİZİ TAKİP EDENLERE BU KÜLTÜRÜ VE BİLGİLERİ AKTARMAK İSTERİZ. TAKDİRLERİNİZE…
*Enerjinizi kullanmayı öğrenin*
Beyin öyle bir güçtür ki..
Kafadan geçen her düşüncenin bir talep olduğuna inanıyorum…
iyi şey ister güzel şeyler düşünürseniz cevabı aynen öyle gelir ,
Ama hep korku ve kuşkuyla yaşarsanız aynen bunları da çağırırsınız.
Trafik kazasından korkan insanlar hep kazaya uğrarlar. Eğer siz korkuyla yola çıkar ve hep bunu beyninizde kurgulayıp etrafa negatif enerji yayarsanız mutlaka şoföre kaza yaptırırsınız ama arabayı siz kullanıyorsanız ve böyle korkularınız varsa eğer sakın araba kullanmayın…
Çocuğuna aşırı korumalı ana ve babalarının çocuklarına hep bir şeyler olur yani biri bir taş atsa bile gelir sizin çocuğunuzun kafasını bulur o zaman siz şunu düşünürsünüz “onu kollayıp korumasam hep başına olumsuz şeyler geliyor.
Neden acaba ? Bu tıpkı (yumurtamı tavuktan çıkar, yoksa tavuk mu)’yu andırmıyor mu?
Öyle mutsuz bir toplum olduk ki birbirimize günaydın diyemiyoruz, bir araya geldiğimizde hep olumsuz olaylar konuşuyoruz, biri bize nasılsın dese iyiyim demeye korkar olduk, işler nasıl deseler, derhal şikayet etmeye ve her şeyin kötü ve daha da kötüye gittiğini söylüyoruz, hastalıklarımızdan ve ölümlerden bahsediyoruz yani dostlarla da sohbetin güzelliği , keyfi kalmadı.
Hep para olmadığından yakınıyoruz sanki bunu soran bizden para isteyecekmiş gibi. Aynen devam edin, neyi YOK diyorsanız, onu YOK etmeye devam edin, sürekli şikayet edip etrafa olumsuz ve zavallı görünerek her şeyin
bereketini kaçırın, ayrıcada bu kadar mızırdanma sonunda dostlarınızı da kaçırdığınızı fark edeceksiniz.
Sürekli param yok diyen insanlar paralarının bereketini öyle kaçırırlar ki bir gün gelir birde bakarlar gerçekten paraları bitmiş ama bu bitiş ani çıkan hesapta olmayan mecburi harcamalarda olabilir, sağlığa harcanması gereken miktarlar da olabilir.
Hep hastayım diyen insanlar mutlaka hasta olurlar beyin şartlanmaya görsün hangi hastalıktan korkup, çağırıyorsanız size onu getirir.
Allah zaten verilen nimetlere şükretmesini bilmeyen kullarından bu nimetleri bir müddet sonra almaya başlar.
Çevrenize bakın örneklerni çok göreceksiniz.
Gelin bundan sonra Nasılsın diyenlere
ÇOK İYİYİM ÇOK ŞÜKÜR demekle işe başlayın.
Öyle bir toplum olduk ki karşımızdakini yargılamaktan sevmeye zaman bulamıyoruz.
Oysa her yaşta sevgiye ihtiyacımız var.
Sevgi sunulmazsa sevgi değildir.
Neyi severseniz sevin ama içinizde yoğun sevgi duyguları olsun.
Birisine sevginizi söylediğinizde hareketlerle bunu pekiştirdiğinizde ona öyle güzel bir enerji yollarsınız ki, onun mutluluğunun enerji şeklinde size geri dönüşünden
aldığınız pozitifi başka hiçbir şeyde bulamazsınız.
Yeni bebeği olmuş bir anne eğer sıkıntıları varsa veya olumsuz bir kişiliğe sahipse lütfen en olumlu olduğunda bebeğini kucağına alıp onu çıplak tenine deydirsin.
Eğer bebeklerinizin huzurlu ve sağlıklı bir bebek olmasını
istiyorsanız onu sakin kavgasız gürültüsüz ve pozitif birortamda büyütmeye çalışın, Kızgınken, sinirliyken kucağınıza almamaya çalışın ve ona sınırsız sevginizi gösterin.
Öpün koklayın ve bilin ki bu günler çok çabuk geçecek ve
bilin ki çok çabuk büyüyorlar.
Bazı anne ve babalar çocuklarını çok sevdikleri halde bunu ifade edemez ve gösteremezler.
Neden ?
Ne zaman göstereceksiniz?
Tanrı’nın verdiği bu armağana sevgiyi en güzel şekilde göstermemiz bir şükür ve teşekkür değil mi ?
Beyin öyle bir güçtür ki ,
insan beyin gücünü kullanarak isterse kendini felç de edebilir, öldürebilir de, kanserini de yenebilir.
Yeter ki beynini şartlandırabilsin.
Beynimizde yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresi
vardır. Her bir hücre yaklaşık 7.3 kilo voltluk enerji açığa çıkarır.
Pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki tüm sinir hücrelerinin aynı anda enerjilerini saldığını varsayalım, yaklaşık 350 milyon kilo voltluk bir enerji açığa çıkar ki bu da büyük bir metropolün tüm elektrik ihtiyacını
karşılayacak güce sahiptir.
Size tıp kitaplarına girmiş bir olayı anlatmak istiyorum,
“Et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyonda duruyor.
İşçiler vagonları temizlemeye başlıyorlar, işçinin biri bir vagonu temizlerken diğer işçi o vagonu boş sanıp kapısını dışardan kilitliyor.
Biraz sonra tren hareket ediyor, ve bir durak sonra et almak üzere bir istasyonda duruyor.
Kapalı kalan işçinin vagon kapısı açıldığında işçinin
donarak öldüğü görülüyor.
Fakat bir bakıyorlar ki, vagonun ısısı normal ısıda yani dondurucuya geçirilmemiş.
Ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği, donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak,
donmanın tüm belirtilerek göstererek vücudunu buna uyduruyor."..
Yani beyninizi olumlu şeylere kanalize edin .
Bazı insanlar vardır, hep konuşurken daha yaşasam
1-2 sene daha yaşarım diye konuşup sık sık bunu
tekrar ederler ve kendilerine adeta bir ölüm zamanı belirlerler.
Ben bu laftan çok korkarım ,eğer bunu inanarak söylerlerse beyinlerini öyle bir şartlarlar ki , öyle bir kurgularlar ki gerçekten dedikleri zamanda ölürler.
Bu yüzden kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsun ki uzun yaşayabilesiniz.
İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış.
Ne doğru bir laf değil mi?
Dün bitti. Dünün tekrarı yok aynı rüyalar gibi.
Yarın, hiç bilmiyoruz, iyi şeylerde olabilir kötü de .
Bilmediğim bir geleceği düşünerek de bu anımı zehir edemem.
Siz de böyle yapın ve hayatınızı birbirine karıştırmamak kaydıyla 3’e bölün.
Dün, bugün,yarın diye…
Biz ani stresleri çok severiz.
Çünki ani streste vücutta Adrenokortikotrop hormon (ACTH) artar ve hafıza, algılama, enerji süper olur.
Yani bu hormon strese karşı vücudun bir sigortasıdır.
Ama siz bu stresi kısır döngüye çevirirseniz yani sürekli beyninizde kurarsanız, hep bunu düşünürseniz, gelen olumlu şeylerin hepsi geri gider.
Yani unutkanlıklar, enerji kayıpları, isteksizlikler, migren, mide-bağırsak şikayetleri, uykusuzluklar, beyin tümörler, tansiyon iniş-çıkışları, vücudun muhtelif yerlerinde uyuşmalar, mutsuzluk, hatta depresyon ,kalple ilgili
şikayetler ve kansere zemin hazırlamış olursunuz.
Bunları kendinize niye reva göreceksiniz ki ?
Akıllı, kontrollü ve olumlu olmak yeterli.
Eğer büyük bir strese girdiyseniz kendinize hobiler bulun, yani kafanızı dağıtın.
Başka işlere kanalize olun ki stres yaratan faktörün etkisi az alsın veya sevdiğiniz, sizi mutlu eden şeylerle uğraşın.
Bunları da yapamıyorsanız dua edin, duaların insanlarda yarattıkları mistik etki onların pozitiflenmesini sağlar.
Ben evde sokakta bile hep iyilik diler ve hayır için dua ederim…
Saygılarımla…
BAŞKENT MESLEKİ EĞİTİM VAKFI
1 Mart 1922’de T.B.M.M.’ni Açış Nutkundan
“Vakıflarla ilgili konulara gelince; bilinmektedir ki vakıflar memleketimizin mühim bir servetini teşkil eder. Bu servetten millet ve memleketin gerektiği şekilde istifade edebilmesi için Şer’iyye Vekâletiyle beraber bütün Bakanlar Kurulunun ve hatta Yüce Meclisin bu hususu ehemmiyetle tetkik ile bu büyük müessesenin haraplıktan korunmasını ve memlekete faydalı bir hale konulmasını temenni eylerim.
Efendiler;
Vakıfların varoluş esprisi göz önüne alınınca; bunun dinî müesseseler ile beraber hizmet ve sosyal dayanışmayı hedeflediği ortaya çıkar.
Vakıfların imarethaneler, bîmarhâneler, hastahaneler, kütüphaneler, kervansaraylar, hamamlar, çeşmeler, mektepler, medreseler, ve diğer irfan müesseselerini kapsamış olması, vakıflara ait konuların çözümünde uyulması zorunlu olan esasları göstermektedir."
K. ATATÜRK